Make your own free website on Tripod.com

Dünya Sevgisi : İnsanlar, dünyalarını düzene sokmak için
dinlerine ait bir şeyi terkettiler mi
Allah onları ondan daha zararlı birşeye uğratır.

Dünya bir topluma teveccüh etti mi başkalarının iyiliklerini,
güzelliklerini eğreti olarak onlara verir; bir toplumdan da yüz
çevirdi mi kendilerindeki iyilikleri, güzellikleri de onlardan
gidiverir.

Dünyadakiler, uykuda yol alan kervan ehline benzerler.
İnsanlar dünyanın oğullarıdır. İnsan anasını severse kınanmaz.

Dünya başkaları için yaratılmıştır, kendi için değil.

(Birisini dünyayı kınarkan, yererken duyup buyurdular ki,)
Ey dünyânın aldayışlarına kapılan, uyduruşlarına aldanan, dün-
yaya kapılıyor, sonra da onu yermeye mi girişiyorsun? Sen mi dün-
yayı suçlamadasın ; dünya mı seni suçlamada? Ne vakit dünya seni
şaşırttı, ne vakit aldattı? Toprağa atın çürüttüğü babalarının helâk
oldukları yerlerle mi aldattı seni; yoksa yer altına attığı analarının
yattığı yerlerle mi kandırdı seni?
Ne kadar çalıştın onlardan derdi, hastalığı gidermeye. Ne ka-
dar uğraştın onları tedâvî ettirmeye. Onların iyileşmelerini diledin ;
onları iyileştirmek için hekimlere baş vurdun. Bu esirgemelerin on-
ların hiç birine fayda etmedi. Onların devâsını aradın; çâresi olma-
dı; gücünle kuvvetinle ölümü gideremedin onlardan.
Dünyâ onlara ettiği işle, sana örnek verdi; öldükleri yerle
öleceğini gösterdi. Oysa dünyâ, sözünü gerçekleyene gerçeklik yur-
dudur; sözünü, anlayana, kurtuluş evidir. Ondan azık topIayana zen-
ginlik diyârıdır; öğüdünü tutana öğüt mahallidir.
Dünyâ, Allâh dostlarının secde yeridir; Allâh meleklerinin na-
mazgâhı. Allah vahyinin indiği yerdir; Allah dostlarının alış veriş
yurdudur. Orada rahmet elde edenler; orada kâr edinirler, cenneti
kazanırlar. Dünyâ, ölümü açıkça haber verdiği, kendisinden ayrıla-
cağımızı seslenip bildirdiği, kendisinin ve kendinden olanların âkıbe-.
tini anlattığı halde, kimdir ki onu kınar, yermeye kalkar?
Dünyâ, belalarıyla belâyı gösterir ehline; sevinciyle onları sevin-
ce teşvik eder. İnsan esenlikle dünyâda akşamı eder, musîbetle sa-
bahı bulur. Bu, tâata yöneltmesidir onun; isyândan korkutmasıdır;
çekinmeyi telkin etmesidir onun.
Nedâmetle sabahlayanlar kınarlar onu. Kıyâmet günü başkala-
rıysa överler onu. Çünkü dünyâ onlara, âkıbeti anlatmıştır, onlar da
anlamışlardır; ne olacağını söylemiştir onlara, gerçeklemişlerdir
onu, öğüt vermiştir onlara. tutmuşlardır öğüdünü onun.